Bu akşam yemeğinden onlarca yıl önce, büyük oğul ve karısı aile konağını ele geçirmek için türlü oyunlar çevirmeye başlamıştı. Yaşlı annelerinin ilerleyen yaşını fırsat bilip diğer akrabaları yavaş yavaş aileden uzaklaştırmış, yaşlı kadını ise bakıma muhtaç ve çaresiz biri gibi göstermişlerdi. Aile yıllarca evin babanın ölümünden sonra kendilerine kaldığını, yaşlı annelerinin ise sadece onların merhameti sayesinde orada yaşadığını sanıyordu. Fakat yaşlı kadının sakladığı büyük bir sır vardı: Rahmetli kocası ölmeden önce evi tamamen onun üzerine geçirmiş ve çocuklarının bir gün açgözlülük yapması ihtimaline karşı noter onaylı özel bir vasiyet bırakmıştı.
Yemek masasında ağır ve gergin bir sessizlik hakimdir. Aile üyeleri bir araya toplanmış olsa da, ortamda sevgi yerine yalnızca soğuk bir hesaplaşma havası esiyordu.
Büyük oğul, masaya sert bir yumruk vurarak sessizliği bozdu: «Yeter artık! Bu evin kime ait olduğunu anlamanızın zamanı geldi, büyükanne!»
Karısı da sinsi bir gülümsemeyle söze karıştı: «Biz karar verdik. Evi satacaksınız, siz de gitmek zorundasınız. Odaları ne kadar çabuk boşaltırsanız herkes için o kadar iyi olur.»
Omuzlarına kalın bir şal almış olan yaşlı kadın, onların bu küstahça sözlerini sessizce dinledi. Elleri hafifçe titriyordu ama gözlerinde korkudan eser yoktu; sadece derin bir kırgınlık vardı. Masanın altına uzandı ve cilalı ahşabın üzerine eski, pirinç bir anahtar bıraktı.
«Çok üzüldüm…» dedi yaşlı kadın, kısık ama son derece kararlı bir sesle. «Çünkü evi en yüksek sesle konuşanın satacağını sandınız. Eski bir senet hiçbirinizi yanıltmadı.»
Tam o sırada yemek salonunun ağır ahşap kapıları açıldı. İçeriye elinde deri bir dosya tutan aile avukatı girdi.
«Hiçbirinizin bu evi satmaya yetkisi yok,» dedi avukat masaya yaklaşırken. «Güvendiğiniz o eski belgelerin hiçbir geçerliliği yoktur. Bu evin tek ve tek hakiki sahibi annenizdir.»
Oğul ve karısı oldukları yerde donakaldı, yüzlerindeki tüm renk bir anda çekildi.
Avukat dosyasını açarak devam etti: «Ve kendisinin bugün aldığı karar doğrultusunda, ev bir hayır kurumuna bağışlanmıştır. Sizin ise evi terk etmek için 24 saatiniz var.»
Açgözlü akrabalar elleri boş bir şekilde kalaakaldı. Yaşlı kadın masadaki anahtarını alıp sakince odadan çıkarken, hainleri kendi bencilliklerinin ve acımasızlıklarının sonuyla baş başa bıraktı.